Trafik haftası - 28
Mayıs
Trafik haftası hakkında bilgi
Trafik; kara, hava, deniz taşılları ile yayaların kendilerine
özgü yollarda gidip gelmesi olayıdır.
Trafik sorunlarını çözümlemek amacıyla bir çok Avrupa ülkesi
aralarında anlaşarak bir konsey kurdu. Bu konseye Türkiye de üyedir.
Merkezi Fransa'nın başkenti Paris'te olan bu konseyin üyeleri, zaman
zaman toplanarak trafik sorunlarını görüşürler.
Bu konsey Mayıs ayının ilk cumartesi günü ile başlayan haftayı «Uluslararası
Karayolu Güven Haftası» olarak kabul etmiştir.
Ülkemizde de trafik kazalarının önlenmesi yolunda çaba gösteren
kuruluşlarca, aynı hafta «Trafik Güvenliği ve Eğitim Haftası»
olarak kabul edilmiştir. Bu hafta süresince; yayın organları, radyo,
televizyon aracılığı ile trafik kazalarının önlenmesi için halka
trafik kuralları anlatılır. Trafik kurallarına uyulması gereği
belirtilir. Okullarda öğrencilere trafik bilgileri öğretilir.
Uygarlık tarihinde tekerleğin bulunması önemli bir olaydır. Önceleri
yüklerini kendileri taşıyan, hayvanlara taşıtan insanlar tekerleğin
bulunması ile taşıt araçları yaptılar. Uzun süren çalışmalar,
araştırmalar sonucu buharı bulan, motor gücünden yararlanmayı
öğrenen insanlar bu buluşlarını taşıtlara uyguladılar. Önce kara
taşıtlarının, sonra deniz ve hava taşıtlarının sayıları çoğaldı,
hızları arttı.
Bu taşıt araçlarına sahip olan insanlar kentlerde ve kentler
arasında araçlarını kullanmaya başladılar. Yürüyenlerin karşıdan
karşıya geçmesi zorlaştı. Taşıt araçları insanlara ve birbirlerine
çarparak kazalara neden oldular.
Trafik sorunlarına çözüm getirmek, trafiği düzene koymak için bir
takım kurallar belirlendi. Sürücülerin ve yayaların uymaları gereken
bu kurallara trafik kuralları denir. Trafik kuralları uzun
araştırmalar ve deneyler sonucu ortaya çıkmıştır.
Bizi en çok ilgilendiren, her an karşılaştığımız kara trafiğidir.
Deniz ve hava taşıtlarının gidiş gelişlerini düzenleyen deniz ve
hava trafiği kuralları da vardır.
Her gün gazetelerde okuduğumuz; radyoda dinlediğimiz, televizyonda
izlediğimiz trafik kazaları; dikkatsizlikten, kendine fazla
güvenmekten ve trafik kurallarına uymamaktan meydana gelir. İnsan
yaşamı bakımından trafik, çağımızın en önemli sorunudur. Büyük
kentlerde günün her saatinde taşıtlarla karşılaşırız. Trafik
kazalarında yaralanan ve ölenlerin çoğu 5-14 yaş arasındaki
çocuklardır.
Bu nedenle Trafik Haftası’nda, özellikle ilkokullarda,
öğrencilere trafik kuralları öğretilir. Trafik kazasına uğramamak
için hafta boyunca öğrendiklerimizi hiç unutmayalım. Yürürken,
karşıdan karşıya geçerken tüm trafik kurallarına uyalım.
YAYALAR İÇİN TRAFİK KURALLARI
Cadde ve sokaklarda her zaman yaya kaldırımında yürümeliyiz. Karşı
kaldırıma ancak yaya geçitlerinden geçmeliyiz.
Kaldırımdan inerken, karşıdan karşıya geçerken önce sola, sonra sağa
yine sola bakıp öyle geçmeliyiz.
Yaya kaldırımı olmayan yerlerde yolun solundan yürümeliyiz.
Trafik polislerinin işaretlerine uymalıyız.
Trafik polisinin olmadığı yerlerde trafik işaretlerine dikkat
etmeliyiz.
Trafik lambası kırmızı yanarken kesin olarak karşıya geçmemeliyiz.
Karşıdan karşıya geçerken zikzaklar çizmemeliyiz.
Duran bir taşıtın hemen önünden ve arkasından geçmemeliyiz.
Taşıt araçlarından inerken taşıtın tam olarak durmasını
beklemeliyiz.
Taşıt araçlarına binerken sıramızı beklemeliyiz.
Taşıt aracından iner inmez hemen karşıya geçmemeliyiz.
Taşıtlara hiçbir nedenle asılmamalıyız.
Yolda top oynamamalıyız.
Yolda gruplar oluşturup geçişe engel olmamalıyız.
KAZAYA UĞRAYAN KIZ
Polianna, (Polyanna) herkesin sevgisini kazanan bir kızdır. Bu
sevimli çocuk, bir gün kazaya uğradı.
Kaza, ekim ayının son günü oldu. Polianna okuldan acele acele eve
dönerken karşıdan gelen bir otomobilin önünden karşı kaldırıma
geçmek istemişti.
İşte bundan sonra olanları hiç kimse öğrenemedi. Kazanın nasıl
olduğunu kimse bilmiyordu. Suçlu da meydanda yoktu. Yalnız Polianna
o çok sevdiği odaya, o gün saat beşte, baygın, ayakları tutmaz bir
halde, kucakta getirilmişti.
Ertesi gün de, daha ertesi gün de Polianna okula gidemedi. Zaman
zaman aklı başına gelirse birkaç soru soruyordu ama daha bir şeyin
farkında değildi. Sorularına verilen karşılıklardan da bir şey
anlamıyordu.
Böylece tam bir hafta çevresinde olup bitenlerden habersiz,
yatağında kıpırdamadan yattı. İlk haftanın sonunda ateşi düştü,
vücudundaki ağrılar azaldı, aklı da başına geldi. İşte o zaman
Polianna'ya olup bitenleri ta başından başlayıp anlatmak gerekti.
Polianna hikayeyi dinledikten sonra derin bir soluk aldı.
— Demek ki sadece yaralanmışım, dedi. Öyleyse hasta sayılmam. buna
çok sevindim.
Teyzesi küçük kızın yatağının kenarında oturuyordu.
— Sevindin mi? diye sordu.
— Evet, yaşadığım sürece yatağından çıkamayan bir hasta olmaktansa,
bacağımın kırılmasına seviniyorum. Biliyor musunuz, bacak kırıkları
insanı ömrü boyunca yatakta zorlayan hastalıklara benzemiyor. Kırık
bacaklar iyileşiyor.
Polianna gözlerini tavana dikmiş, durmadan konuşuyordu.
— Çiçek hastalığına yakalanmadığıma da seviniyorum. Çiçek bozuğu
çilden de kötüdür, iyi ki boğmaca da olmamışım. Bir kere olmuştum,
biliyorum. Çok kötü hastalıktır. Hele kızıl, kızamık olmadığıma da
daha çok seviniyorum. Çünkü bu hastalıklar başkalarına da geçer.
Öyle olsaydı yanımda oturmanıza izin vermezlerdi.
Teyzesi:
— Seni sevindirecek ne kadar da çok şey varmış, dedi. Polianna tatlı
tatlı güldü.
— Evet seviniyorum ya dedi. Daha size açıklamadığım pek çok şey beni
sevindiriyor.
E. PORTER
Çeviren : Azize BERGİN (Polyanna)
|
|
|
| |
| |